11 Şubat 2011 Cuma

Çeviri: The Guardian Xavi röportajı

Çeviri serisinin yeni röportajı The Guardian'dan Sid Lowe'ın dumanı üstünde Xavi röportajı, keyif alacağınızı umuyorum...



Ben bir romantiğim diyor Xavi, Barcelona ve İspanya'nın gözbebeği.

Önümüzdeki hafta Barça'yla Arsenal'e konuk olacak olan Xavi'yle futbol eğitimi, Cesc Fabregas ve Paul Scholes'un büyüklüğü üzerine



Pek çok insan Barcelona'nın geçen Kasım ayında Real Madrid karşısında aldığı 5-0'lık galibiyeti tüm zamanların en iyi performansı olarak tanımladı. Wayne Rooney bile maçı izlediği oturma odasında ayakta alkışladığını itiraf etti.

[Xavi'nin yüzü aydınlanıyor] Gerçekten mi? Rooney? Gurur duydum. Rooney, vay! Rooney sıradışı, o Barcelona için oynayabilir. İnsanlar "Xavi Rooney'nin Barcelona'ya geleceğini söyledi" diyen manşetleri hayal etmeye başlamadan, ki çok isterdim, asıl demek istediğim o tam bizlik bir oyuncu. O maç harikaydı, benim oynadıklarımın en iyisiydi. Üstünlük hissi inanılmazdı, hem de Real Madrid'e karşı! Topa dokunmadılar. Annecim, ne maçtı! Soyunma odasında biz de kendimizi ayakta alkışladık.


Barcelona'nın topa hakimiyeti konusundaki üstünlüğünden bahsediyorsun. Şimdiye kadar Barcelona ve İspanya milli takımları dışında, bu kadar net bir şekilde, iyi veya kötü, kimlikle bağdaşmış takım görmediğimizi söylemeden edemiyoruz. Tamamen topa sahip olmakla alakalı. Ve bu sizin kimliğiniz, ve bu artık iyice üstünlük kurmaya dönüştü.

Şu anda dünya futbolu için referans noktasının Barcelona olması, İspanya olması gerçekten iyi. Bu bizim olduğu için değil ama öyle olduğu için. Çünkü bu hücum futbolu, tartışmaya açık değil, beklemiyoruz. Baskı kuruyorsun, topa sahip olmak istiyorsun, hücum etmek istiyorsun. Bazı takımlar paslaşmıyor veya paslaşamıyor. Ne için oynuyorsunuz ki o zaman? Amacınız ne? Bu futbol değil. Kombine et, topu gezdir. Futbol bu, en azından benim için. Başka hocalar için, bilmiyorum, mesela [Javier] Clemente için veya [Fabio] Capello için başka bir tür futbol var. Ama şimdi Barcelona'nın stilinin model alınıyor olması ve onlarınkinin alınmıyor olması iyi bir şey.

Ama kimileri İspanya'nın Dünya Kupası'nda sıkıcı olduğunu iddia ettiler. 1-0 kazanıp durdunuz.

Aslında tam tersi. Sıkıcı olan biz değildik, rakip takımlardı. Hollanda neyi aradı? Penaltıları. Veya kontraatakta [Arjen] Robben'i. Güm, güm, güm. Tabii ki sıkıcıydık, rakipler o hale getirdi. Paraguay? Ne yaptılar? Gerçekten çok iyi bir savunma sistemi kurdular ve şansın onlara gelmesini beklediler, duran toplardan. Havadan gelsin, seker, boş top. Arkanda iki metre boyunda bir adam varsa ve o senin tependeyse bu insanların tahmin edebildiğinden daha zordur.

Peki çözüm ne?

Hızlı düşün, boşlukları ara. Benim yaptığım bu, boşlukları aramak. Bütün gün. Daima bakıyorum, bütün gün, bütün gün. [Xavi etrafa bakıyormuş gibi hareketler yapıyor, kafasını sağa sola oynatıyor]. Burası? Hayır. Orası? Hayır. Oynamamış olanlar her zaman ne kadar zor olduğunu anlayamıyor. Boşluk, boşluk, boşluk. PlayStation'da olmak gibi. Ben düşünüyorum da, kahretsin, savunma burada, oraya oyna. Boşluğu görüyorum ve pası veriyorum. Yaptığım bu.

Bu Barcelona modelinin yüreğinde ve kulüp içerisinde hep bu var değil mi? Madrid'i yendiğinizde ilk onbirinizdeki sekiz oyuncu altyapı ürünüydü ve bu senenin Altın Top ödüllerinin üç finalisti de yine öyle, Lionel Messi, Andres Iniesta ve sen.

Bazı gençlik akademileri kazanmayı umursar, biz eğitimi umursarız. Kafasını kaldırıp pası ilk seferinde gönderen bir çocuk görürsün, bom, ve düşünürsün 'Evet, bu çocuk olur." Onu getir, eğitelim. Bizim modelimiz [Johan] Cruyff tarafından yerleştirildi, bu bir Ajax modelidir. Bu hep rondolarla [5'e 2, ortada sıçan] alakalıdır. Rondo, rondo, rondo. Her-bir-gün. Olup olabilecek en iyi idmandır. Sorumluluğu öğrenirsin ve topu kaybetmemeyi. Topu kaybedersen ortaya geçersin. Bom, bom, bom, bom, hep tek pas. Ortaya geçersen bu küçük düşürücüdür, diğerleri seni alkışlar ve sana gülerler.

Takım arkadaşın Dani Alves demişti ki, koşu yoluna pas atmazmışsınız, takım arkadaşlarınızın belli bir alana gelmek zorunda kalması için o koşuyu yapıyormuşsunuz. "Xavi" demişti, "gelecekte oynuyor."

Kolaylaştırıyorlar. Benim futbolum pas yapmaktır ama, vay, eğer bende Dani, Iniesta, Pedro, [David]Villa varsa... çok fazla seçenek var. Bazen ben bile kendi kendime düşünüyorum, bilmem kim çok sinirlenecek çünkü üç pas yaptım ama hâlâ topu ona vermedim. Bir sonrakini Dani'ye vermeliyim çünkü daha şimdiden kanattan üç kez bindirme yaptı. Leo [Messi] işin içine dahil edilmezse, canı sıkılıyor gibi oluyor... ve bir sonraki pas onun.

Stili başarının önüne çıkartarak konuşuyorsun ama bu ikisi sadece birlikte gitmekle kalmıyorlar, birlikte gitmek zorundalar, değil mi? Arsenal harika futbol oynuyor, Arsene Wenger çok saygı duyulan bir teknik adam ama yıllardır bir şey kazanmadılar. Bu Barcelona'da da olabilir mi?

Neredeyse imkansız. Eğer iki yıl kazanamadan gidersen herşey değişmeli. Ama sadece isim değiştirirsin, kimlik değil. Felsefe kaybedilemez. Taraftarlarımız oturup kontraatak kovalayacak bir takıma anlam veremezler. Maalesef, insanlar takımlara sadece başarı penceresinden bakıyorlar. Şu anda, başarı bizim yaklaşımımızı doğruladı. Mutluyum çünkü egoist bir bakış açısından, altı yıl önce benim soyum tükenmişti; benim gibi futbolcular ölüp gitmek üzereydi. Bitmişti, iki metre boyunda, güçlü, ortada, vurur, devirir, ikinci toplar, seken toplar... ama şimdi Arsenal ve Villareal'e bakıyorum ve bizim gibi oynuyorlar.

Kendini bir inancın savunucusu gibi görüyor musun? Bir idealog?

Ya hep ya hiç durumuydu bu. Ben romantiğim. Becerinin, teknik kabiliyetin fizik kondisyondan daha değerli görülüyor olması gerçeği hoşuma gidiyor. Bunun öncelik olmasına minnettarım, öyle olmasaydı şimdiki bakış açısı olmazdı. Futbol kazanmak için oynanıyor ama bizim tatminimiz de iki katına çıkıyor. Diğer takımlar kazanıyor ve onlar da mutlu ama aynı değil. Kimlik eksikliği var. Sonuç bir futbol taklitçisi. Bazı şeyleri iyi, gerçekten iyi yapabilirsiniz - geçen sene Inter Milan'dan daha iyiydik - ama kazanamadık. Sonuçtan daha büyük şeyler var, daha çok dayanan. Bir miras. Inter Şampiyonlar Ligi'ni kazandı ama kimse onlardan bahsetmiyor. İnsanlar beni Euro 2008'de keşfetti ama ben yıllardır aynı şekilde oynuyordum. Tabii ki şu da doğru, kendime güvenim ve sakinliğim arttı. Ve bu da başarıyla geliyor.

İngiliz futbolu başka bir futbol kültürüne sarıldığı için mi başarısız?

Bu değişti; tarz biraz daha teknik. Eskiden daha doğrudandı, daha çok ikinci toplarla alakalıydı, tipik 9 numara Crouch veya Heskey'di ve futbol filan yoktu. Carragher, güm, dikti, Terry, güm, dikti. Bence değişiyor: Barry, Lampard, Gerrard, Carrick... bunlar topa iyi davranan oyuncular. Şimdi onları görüyorsun ve düşünüyorsun, Tanrım, oynamaya çalışıyorlar.

Paul Scholes için İngiliz Xavi diyebilir miyiz?

[Xavi bölüyor, neredeyse şevkle patlayarak] Paul Scholes! Rol modeli. Benim için, ve bunda ciddiyim, benim son 15, 20 senede gördüğüm en iyi merkez ortasaha oyuncusu. Xabi Alonso'yla onun hakkında konuştuk. O muhteşem, onda her şey var, son pas, gol, güçlü, topu kaybetmiyor, görüş var. İspanyol olsaydı büyük ihtimalle daha yüksek derecede değerlendirilirdi. Oyuncular onu seviyor.

İngiltere teknik oyunculara az güveniyor gibi gözüküyor.

Yazık ediyorlar. Beceri öncelik olmalı. Teknik kabiliyet. Daima, daima. Tabii ki, onsuz da kazanabilirsiniz ama farkı yaratan beceridir. Şu takımlara bakın: Juventus, farkı yaratan kim? Krasic. Del Piero. Liverpool? Gerrard veya öncesinde Torres. Beceri, beceri. Oyunculara bakıp kim en iyisi diye sorduğunuzda: Beceri. Cesc, Nasri, Ryan Giggs - o adam neşe, inanılmaz. Geriye bakınca, John Barnes'ı beğenirdim ve Chris Waddle çok iyiydi. [Ağzı açık, gözleri parlıyor] Le Tissier! Tarzları farklı olsa da Roy Keane ve Paul Ince'i de birlikteyken severdim. O United takımı çok iyiydi, benim İngiliz takımım. Her hangi bir yere gitmiş olsaydım orası olurdu.

İngiltere'de biz fiziksel oyuncuları abartıyor muyuz? Carrager dedin, Terry dedin...

Hey, bekle, dikkatli ol. Bunların temel bilgileri yüksek. Bizde Puyol var. Teknik olarak en iyisi olmayabilir ama savunma yapış şekli inanılmaz. Carragher ve Terry lazım, çok iyiler ama teknik futbola adapte olmalılar [tersi şekilde değil]. Benim için bu doğal olarak gelir - veya Messi, Iniesta veya Rooney. Diğerlerinin bunun için çalışması gerekir. Onları için kafayı kaldırıp da o pası vermek daha zordur - ama yapmak zorundalar.

Ama bir oyuncu bir kulübe önerildiğinde ilk soru "boyu kaç?"

[Villareal kanat oyuncusu] Santi Cazorla'yı gördün mü? Benim ufak olduğumu sanırsın ama o benim burama [Xavi kendi göğüs hizasını gösteriyor] geliyor. Ama çok zeki. MEssi de öyle ve dünyanın en iyi oyuncusu. Belki bu kültürdendir, bilemiyorum ama İngiltere'de siz savaşçısınız. Liverpool'u izliyorsunu ve Carragher topu kazanıyor, sonra tribünlere vuruyor ve taraftar alkışlıyor. Gümbürtü geliyor! Burada onu alkışlamazlar.

Önümüzdeki hafta Şampiyonlar Ligi son 16'da Arsenal'le oynayacaksınız, yine. Onlar farklı mı? Bir nevi Barcelona-light olduklarını söyleyebilir miyiz?

Arsenal çok iyi bir takım. Ben Arsenal'i izleyince Barça'yı görüyorum. Cesc'in oyunu taşıdığını görüyorum, Nasri, Arshavin. Onlarla bizim aramızdaki fark, bizde oynamadan önce düşünen daha çok oyuncu var. Eğitim bunun anahtarı. Bizim oyuncularımız 10 veya 12 senedir buradalar. Barça'ya ilk geldiğinizde size öğrettikleri ilk şey şudur: düşün. Düşün, düşün, düşün. Çabucak [Xavi hareketler yapmaya başlıyor, etrafına bakınıyor]. Kafanı kaldır, hareket et, gör, düşün. Topu almadan önce düşün. Bu pası alıyorsan, öbür adam boşta mı onu görmek için bak. Daha fazlasına ihtiyacı yok. O kontrol eder, bakar ve tek topta pası verir. Bazılarının iki ve üçe ihtiyacı vardır, oyunun hızına bağlı olarak, bu çok yavaş. Alves, tek pas. Iniesta, tek pas. Pique, tek pas. Busi [Busquets], ben... yedi veya sekiz oyuncu, tek pas. Hızlı. Aslına bakarsan, [altyapı hocası] Charly [Rexach] bize şöyle derdi, mig toc. Yarım dokunuş.

Arsenal-Barcelona hep Cesc Fabregas'ın geleceğiyle ilgili soruları da kışkırtır.

Ben eğer başka bir kulübe gitmiş olsaydım, düşündüğüm kulüp Barcelona olurdu - bağlantı kuvvetli. Aynısı ona da oluyor. Ama burada şöyle bir sorun var: o şimdi pahalı. Ama sanırım bir futbolcu sonunda istediği yerde bulur kendini. O da kendini burada bulmak zorunda.

Bu Arsenal taraftarının duymak istediği şey değil ve Barcelona oyuncularını, sen dahil, problemi kurcalamakla suçluyorlar. Geçen yaz Barcelona'dan geldiği iddia edilen çok fazla ifade vardı.

Gerçekten mi? Ben o sıralarda pek konuşmadım. Sanırım öylesinden hoşlanmazlardı. [Xavi duraklıyor, sessizce, biraz utanmış bir yüz ifadesiyle ekliyor.] Biliyorsunuz, futbolcular çoğu zaman düşünmez. Biz benciliz, fark etmiyoruz. Bunu söylüyorum çünkü Cesc'i düşünüyorum. O buraya gelmek istiyor. Barcelona her zaman onun rüyası oldu. Ama tabii ki o Arsenal'in kaptanı, standardı belirleyen o, lider o. Bu durum onun için boktan. Ona çok iyi davranan, ona öğreten, onu yetiştiren Wenger gibi bir hocanın altında belli bir tarzda oynuyor. Cesc'in ona saygısı var. Ben, diyelim, Blackburn'de olsaydım ayrılmak daha kolay olabilirdi. Bakın, gerçek şu ki, onun buraya gelmesini istiyorum. Tabii ki. Barcelona'nın çok net bir stili var ve pek çok oyuncu buna uymaz. Kolay değil bu. Ama Cesc mükemmel bir şekilde uyar.

Senin yerini alabilir mi, öte yandan?

Yeni oyuncuları tehdit olarak görmem; ben "Burası benim alanım" demem. Ben daha ziyade "getirin, bırakalım oynasınlar" derim. Ortada daha çok beceri olması daha iyi. Dört veya beş yıl önce [insanlar dedi ki] ben de Iniesta birlikte oynayamazmışız. Biz mi birlikte oynayamayız? Bakın sonuç ne oldu?

Geçen yıl Arsenal'i zorlanmadan yendiniz...

Evet ama bu yıl çok daha iyiler. Ben geçen sene oynamış olmamızı bizim için dezavantaj olarak görüyorum. Bize karşı [çok] fazla saygıları var. Neredeyse bize topu bıraktılar gibi oldu, top hep bizdeydi, içeride de dışarıda da. Londra'daki maç 4-0 olabilirdi, o kadar üstündük - ama 2-2 bitti. Bu yıl farklı olacak.

Kuraya tepkin ne oldu?

Ben mutlu oldum. Bunun çok iyi bir maç olacağı gerçeğinden hoşlanıyorum. Arsenal gelip seni uyuz etmeye çalışacak, maçı bozacak, oyunu bölecek bir takım değil. Chelsea olsaydı, annecim derdiniz, inisiyatifi size bırakacaklar, arkaya yaslanacaklar, kapanacaklar ve Drogba ile Malouda'yla kontraatak arayacaklar. Ama, hayır, sanırım Arsenal topu isteyecek. Daha çok oyun olacak ortada. Bir taraftar olarak ben bu maçı görmek için para verirdim. Manchester United veya Chelsea daha tartışmalı şekillerde oynayabilirler. Topu bize bırakabilirler. Arsenal yapmayacaktır.

İngiliz futbolu seni çekiyor mu? İspanyol oyuncular delirmiş şekilde geri dönüyorlar.

İnanılmaz. Şimdi bu futbol. İngiltere gerçekten futbolun doğum yeri, kalbi ve ruhu. Eğer Barcelona Liverpool'un taraftarlarına sahip olsaydı, veya United'ın, 20 tane Şampiyonla Ligi'miz vardı, hahahaah!. Tamam, biraz abarttım ama ben bunun gibi bir şey görmedim. Liverpool'da 3-1 kazandık bir keresinde ve sahadan ayrılırken iki taraf da alkışlandı. İngiltere'de futbolculara saygı daha çok, oyun daha asil ve daha az hile var. Oraya giden her İspanyol seviyor ve daha iyi bir oyuncu olarak geri dönüyorlar. Ben burayı bıraksam gideceğim yer İngiltere olabilir.

Final Wembley'de, ve bu durum finali Barcelona için daha özel kılıyor, değil mi? Geçen yıl özeldi çünkü Bernabeu'daydı ama Wembley de Rüya Takımı'nın bir Avrupa Kupası. Ve bu yıl sanki siz hep onlarla karşılaştırıldınız.

1992'de ben 12 yaşındaydım ve ağabeylerim gitti ama ailem beni göndermemişti. Göz yaşları içerisindeydim ama fark etmedi. Wembley'de oynamayı çok isterim. Barça için özel - ve futboldaki herkes için. Geçen yıl hadise daha çok bizim aramızdaki çekişmeyle alakalıydı. Bu yıl daha nostaljik, daha klasik. Ve ben daha nostaljik biriyim. Ben? Ben bir romantiğim.

Kulüp kariyeri
Barcelona'nın altyapı sistemine 11 yaşında girdi ve 18 yaşında 1998 İspanyol Süper Kupa finalinde gollü bir giriş yaptı. Kulüp için 557 kez forma giydi, 56 gol attı.

Goller/maçlar
1997-2000 Barcelona B 61/4
1998- Barcelona 557/56

Onurlar
2 Şampiyonlar Ligi 2006, 2009
1 Kulüpler Dünya Şampiyonluğu 2009
5 La Liga şampiyonluğu 1999, 2005, 2006, 2009, 2010
1 İspanya Kupası 2009
4 İspanya Süper Kupası 2005, 2006, 2009, 2010
1 UEFA Süper Kupası 2009

Uluslararası kariyeri
U-17'den U-23'e kadar İspanya'yı her seviyede temsil etti, A takım formasıyla ilk maçına 2000 yılında 20 yaşında çıktı. 99 maçta sekiz gol attı. Ayrıca Katalunya milli takımıyla da sekiz maçta iki golü var.

Goller/maçlar
İspanya 99/8
Katalunya 8/2

Onurlar
1 Dünya Kupası 2010
1 Avrupa Şampiyonası 2008
1 U-20 Dünya Kupası 1999
Olimpik gümüş madalya 2000

Kişisel kariyeri
Dünyanın en iyi oyun kurucusu, son Dünya Kupası'nda kendisinden sonra en çok pas yapan oyuncudan 104 pas daha fazlasını yaptı. Son iki sezonda La Liga ve Şampiyonlar Ligi'nde her hangi bir oyuncudan daha fazla asist yaptı.

Ödülleri
Avrupa Şampiyonası, Turnuvanın En İyi Oyuncusu 2008
Şampiyonlar Ligi Finali, Maçın Adamı 2009
FIFA Dünya Kupası, All-Star Takımı 2010
FIFA Yılın Takımı 2008, 2009, 2010
UEFA Yılın Takımı 2008, 2009, 2010
Altın Top Ödülü Üçüncülüğü 2009, 2010
La Liga Yılın Oyuncusu 2005

30 yorum:

  1. Şahane bir röportaj. Çeviri için ellerinize sağlık.

    YanıtlaSil
  2. Okuması keyif vericiydi. Hele verkaç'ta top kaptırmanın utanç olduğuna dair söyledikleri :)

    Bu hissi yani 12 yaşında altyapıda arkadaşlarıyla oyun oynarken hissettiği şekilde top kaptırmaktan kaynaklanan basit utancı yaşamayı sürdürmesi, pas oyununun kalbi gibi.
    Sevmeden bu denli oyun için oyun hissiyle oynayamazsın zaten...

    YanıtlaSil
  3. harika olmuş, tşkler çeviri için.

    YanıtlaSil
  4. Dani Alves sorusunda bir gariplik var. Xavi koşu yoluna pas atmaz, seni koşmaya zorunlu bırakır gibi birşey söylüyor.

    YanıtlaSil
  5. @BarFly, öyle algılamamıştım o cümleyi. Oradaki "You"yu Xavi'ye değil, Barça'ya yönelik algıladım, ama sizin dediğiniz gibi okuyunca daha mantıklı geldi, düzelttim, şimdi daha iyi oldu sanki? Varsa öneriniz alabilirim.

    YanıtlaSil
  6. emeğine sağlık, uzun ama çok güzel bir röportaj olmus

    YanıtlaSil
  7. Xavi mükemmel bir kişilik, futbolu, ahlakı büyük saygı uyandırıyor.
    Guardiola'dan sonra hemen olmasa bile birgün muhakkak Barça'nın başında olmalı.
    Bu güzel röportajı benim gibi dil fakirlerinin daha anlamlı okuyabilmesini sağladığınız için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  8. Tekrar teşekkürler beğenen ve beğenisini ifade eden herkese. Asıl övgüyü Sid Lowe ve tabii ki Xavi hak ediyor, ben sadece zaman ayırıp çevirdim.

    YanıtlaSil
  9. Çeviri için teşekkürler. Harika bir röportaj.

    YanıtlaSil
  10. Bu ropotajdan sonra hala "bu adamlar hep kazaniyor SIKICI yeaaaa" demesin artik kimse....su bolum ibret vericidir bu adamlarin bu isi nasil yarattigiyla alakali


    Hızlı düşün, boşlukları ara. Benim yaptığım bu, boşlukları aramak. Bütün gün. Daima bakıyorum, bütün gün, bütün gün. [Xavi etrafa bakıyormuş gibi hareketler yapıyor, kafasını sağa sola oynatıyor]. Burası? Hayır. Orası? Hayır. Oynamamış olanlar her zaman ne kadar zor olduğunu anlayamıyor. Boşluk, boşluk, boşluk. PlayStation'da olmak gibi. Ben düşünüyorum da, kahretsin, savunma burada, oraya oyna. Boşluğu görüyorum ve pası veriyorum. Yaptığım bu.

    YanıtlaSil
  11. roportaj muhtesem olmus, klise diyebileceginiz bir cevap dahi yok... adamlar sahadaki gibi saha disinda da ezber bozuyorlar..

    YanıtlaSil
  12. Ellerine sağlık bazen bizim takıma (liverpool) laf sokmuş ama :D

    YanıtlaSil
  13. bir sürü kişi aynı şeyi yazmış ama ben de yazayım:
    elinize emeğinize sağlık :)

    YanıtlaSil
  14. mükemmel, mükemmel, mükemmel . . .

    YanıtlaSil
  15. böyle röportajlara bayılıyorum, çeviri içinde ellerine sağlık...

    YanıtlaSil
  16. Elinize sağlık, çok güzel bir röportaj.

    YanıtlaSil
  17. Xavi'nin konuşma tarzı biraz basit. Sahada gördüğümüz adamın özgüvenli ve kaliteli duruşu, konuşma biçimiyle yerini bildiğin pampa moduna bırakıyor :) Türk gibi abartılı konuşmayı seviyor ve tepkileri profesyonel ve güngörmüş bir adamdan ziyade mahalle de yetişmiş bir delikanlı gibi. Röpotaj güzel olmuş ve çeviri için ellerinize sağlık ama nedense azıcık hayal kırıklığı hissettim Xavi'yle ilgili. Pique zaten twitter olayıyla ergen olduğunu kanıtlamıştı. Neyse, Xavi boşlukları görmeye devam edip, Mou'ya hayatının dersini versin o bana yeter :)

    YanıtlaSil
  18. Roportaj iyi de çeviri içler acısı :)

    YanıtlaSil
  19. Ellerine sağlık, ben çok üşenirdim bunu çevirmeye. Teşekkürler.

    Xavi'nin özellikle pas dağıtırken kafasında kurmuş olduğu algoritma çok hoşuma gitti. Bizde bu olayın daha çok her top Queresma'ya, yoksa huysuzlaşmaya başlıyor şeklinde işlemesi ne acı...

    Bir de Xavi'nin "Dünyanın en iyi tek top yapan orta saha oyuncusudur." diye değindiği Busquets'li bölümü atlamışsın sanırım. Benim çok dikkatimi çekmişti, bu ünvana Busquets'i layık görmesi.

    YanıtlaSil
  20. dil bilmek ve çeviri yapmak arasındaki fark çok bariz gözükse de emeğin için teşekkür etmeden geçmek istemedim...

    YanıtlaSil
  21. Your Barcelona team-mate Dani Alves said that you don't play to the run, you make the run by obliging team-mates to move into certain areas. "Xavi," he said, "plays in the future."

    Alves demiş ki; koşarak oynamıyor ama koştuğunda bunu arkadaşlarını belli bir bölgeye çekmek için yapıyor demiş.. gelecekten oynuyor.. harala gürele değil :)

    armag

    YanıtlaSil
  22. Çevirinin kalitesiyle ilgili yazılanlar üzücü. İş yerinde, işlerin arasında 1 saat gibi bir sürede yapıldı bu çeviri. Gelen öneri ve düzeltmeleri de aklıma yattıkları takdirde yansıttım. "Olmamış" diyip gitmek yerine "Şunu şöyle yapsan daha iyi olurdu" diyenleri de dinliyorum yani.
    Sonuçta ortaya çıkan işte İngilizcesinden okurken oluşan sohbet hissi oluşmuyor olabilir. Üzerinden tekrar geçme fırsatım olsaydı buna dair rötuşları da yapardım elbette.
    Ayrıca twitter'da vs bununla prim toplamaya çalışıyormuşum gibi yorumlar da görüyorum, yaptığıma yapacağıma pişman oldum diyebilirim...

    YanıtlaSil
  23. çok beğendiğim ve takdir ettiğim xavi ile ilgili lisan bilmediğim için türkiyede çok fazla bilgi bulamıyordum. çeviri için çok teşekkür ederim. çeviri ile ilgili abartılı eleştirilere anlam veremediğim gibi kulak asmamanı tavsiye ediyorum. bizim gibi lisan bilmeyenleri mutlu ettin bunun için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  24. idolünün scholes olmasına şaşırdım doğrusu.. emeğiniz için teşekkürler

    YanıtlaSil
  25. Amerika'da yasiyorum;gorunen o ki,yapici olmaktan yana, yikici olmak daha bir kolayimiza geliyor Turk milleti olarak.Ellerine saglik kardes.Dusunmen bile yeterli.Ingilizceyi iyi bilenler de orjinalinden okusunlar veya yapici elestiriler getirsinler bir zahmet...

    YanıtlaSil
  26. Süppper olmuş. Eline sağlık ;)

    YanıtlaSil
  27. harika düşüncen için teşekkürler

    YanıtlaSil
  28. Müthiş, çeviri yapan arkadaşın eline sağlık, teşekkürler.
    O değil de çeviri kalitesi ile ilgili yorum yapmak nedir yanlız, ne alaka arkadaş. Enteresan insanlar.

    YanıtlaSil